Kullanıcı Adı : Şifre : Kayıt Ol Şifremi Unuttum
GÜNCEL
GÜNCEL
İSLAM’DA KADIN
EHLİBEYT AÇISINDAN KADIN
KURAN AÇISINDAN KADIN
MEHDEVİYET GÖLGESİNDE KADIN
VELAYET PENCERESİNDE KADIN
FIKIHTA KADIN
HİCAP
HAYIZ
EVLİLİK
BOŞANMA
ÇOCUK ALDIRMA
MİRAS
TOPLUMDA KADIN
ÇOCUK EĞİTİMİ
AİLEDE KADIN
KADININ ÇALIŞMASI
TARİHTE KADIN
İMAN İNCİLERİ
LANETLENMİŞ KADINLAR
YAKIN TARİHTE KADIN
DİĞER DİNLERDE KADIN
KADININ KONUMU
İSLAMİ OLMAYAN TOPLUMLARDAKİ KADIN SORUNLARI
KADIN VE KÜLTÜR
KADIN VE SANAT
MAKALELER
ŞİİRLER
KÜTÜPHANE
KÜTÜPHANE
MEDYA
MEDYA
HANIM ELİ
SÜS VE GÜZELLİK
PRATİK BİLGİLER
YEMEK TARİFLERİ
KADIN VE SAĞLIK
KADIN HASTALIKLARI
HAMİLELİK DÖNEMİ
ÇOCUK GELİŞİMİ
DOĞADAKİ ŞİFA
SÖYLEŞİLER
SÖYLEŞİLER
KUR'AN I KERİM MEALİ
LİNKLER
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
On4 Tv
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU
ISTANBUL
NAMAZ VAKİTLERİ
Hz Asiye (sa.)'ın Hayatı
21-02-2011 04:57

- Asiye Binti Mezahim(Firavunun karısı) Iman Sahibi Örnek bir hanım (el-Muminat)

Kurani Kerimin övgüyle bahsedip, azim örneği olarak tanıttığı hanımlardan birisi de hazreti Asiye sa.`dır.Onun tevhid inancı o kadar derin ve etkileyiciydi ki asırlar ve çağlara hitap ederek, ebediyete kadar canlı kalacak Kurani Kerim ayetleriyle birlikte inananlar için ölümsüz bir karakter haline getirmiştir bu inancı Hazreti Asiyeyi. Hazreti Asiye gerek erkek, gerek kadın iman sahipleri için mükemmel bir örnektir ki Tahrim suresi 11 ayette bu konu hakkında şöyle buyurulmuştur:

“Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti. „[1]

Şimdi onun imanını ve azmini daha iyi anlamak için firavunun sarayındaki konumuna yakından bir göz atalım:

Mısır kraliçesi Asiye Mısır’da asillerdendi ve İsrailoğullarına müntesipti. Fir’avn’ın sarayında çok yüce bir mevkide bulunuyordu. Bütün imkanlar, lüks bir yaşam ve rahatlık ayaklarının altına seriliyordu. Her ne istediyse hemen yerine getiriliyordu. Etrafındaki zevk ve sefahat alemine dalmaya hazır bir durumda olup, yaratıcısını ve insani değerleri bir tarafa kolaylıkla atabilirdi.

Yusuf (a.s)’ın, babasını ve kardeşlerini Mısır ülkesine getirip yerleştirmesinin üzerinden ortalama dört yüz yıl geçmiş bulunduğu bir dönemde yaşamıştır. Geçen yıllar pek çok şeyi değiştirmiş, olduğu gibi hiç birşeyi bırakmamıştır. Yusuf (a.s) ölünce, Mısır’ın yönetici kesimi Tevhidi düzeni bırakıp tekrar çok ilâhlı sisteme geçmiştir.

Rivayetlere göre Asiye’nin kocası olan Firavun Velid b. Mus’ab, Mısır Firavunlarının üçüncüsü idi. Kavmini önce Putlara tapmağa davet etti.[2] Elli yıllık Puta tapıcılık döneminde, hiç bir isyan meydana gelmediğini görünce, tebâsını toplayarak onlara: “Sizin en yüce Rabb’iniz benim” dedi.[3]

Böylece halkı Putperestlikten men ederek kendisine tapmağa davet etti. Firavun, Nil suyunun üzerinde bir taht yaptırmıştı. Daimi meclisi orada idi. Kendisi taht üzerinde oturur, çevresinde çalgıcılar ve oyuncular bulunurdu. Su üstünde sanatla yollar yaptırılmış, yemekler o yollardan getirilmekte ve türlü türlü yiyecekler Firavun’un sofrasına konmakta idi. Yalnız kendisi canı istediği kadarını yer, halk ise tahttan aşağıda yerde otururlardı. Firavun’un önünden arda kalan yiyecekler önlerine gelirdi ve onu yerlerdi. Kur’an Firavn’un zalimliği ve kendisini her şeyin sahibi zannederek kavmini küçümseyişini “Ey Kavmim, Mısır mülkü ve şu altımda akmakta olan ırmaklar benim değil mi? Yine de görmeyecekmisiniz.”[4] “(Firavun) Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, O’nlar da O’na itaat ettiler.” [5] şeklinde ifade etmektedir.

Hz. Asiye’nın kocası hegemonyası ve zulmü sadece tüm Mısır’ı ve kolonilerini değil, aynı zamanda kendi sarayını da sarmış bir firavundu. Bu, Asiye’nin çok iyi farkında olduğu bir gerçekti.

Asiye bu boğucu atmosfer içinde 30 yıl kadar yaşadı, ama ne bu cezbedici saray hayatı ve ne de kocasının insanı dehşete düşüren kudreti onu sırat-ı müstakimden ayıramadı. Tam aksine gizliden gizliye rabbine ibadet ediyordu. Bu, tüm diğer insanların –ister isteyerek ister zoraki- Fir’avn’ın ayaklarına kapandıkları sırada oluyordu. Ama kalben Allah’ın emrine teslim olmuş olan bu yüce kadın Fir’avn’ın diktatörlüğü altında bile tüm vaktini tamamen Rabbine ayırıyordu.

O, Hz. Musa Fir’avn’ın sarayına gelmeden önce de Allah’a inanıyor muydu? Allah-u Teala’ya ibadet etmenin doğru yolunun Yakup peygamberin soyundan olan kişilerle mümkün olduğunu biliyor muydu? Yoksa bu dindarlığı Hz. Musa’nın gelmesinden sonra mı başlamıştı?

Durum her ne idiyse sonuç aynıydı: o, Rabbini iyi tanıyan ve insani değerlerle aşina bir muvahhid kadındı.

Asiye’nin çocuğu yoktu. Belki Allah-u Teala bu imanlı kadının saf kucağını Musa gibi bir çocuğu büyütmek üzere saklamıştı. Belki de Fir’avn’ın o masum çocuğun öldürülmesi emrine bütün gücüyle karşı duraraktan küçük Musa’ya şefkat göstermesi kalbine Allah tarafından ilham edilmişti. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (işin  sonunu) sezemiyorlardı.”[6]

Yine şu düşünülür ki, Fir’avn, Musa’nın küçük suratını gördüğünde ve bir sepet içerisinde Nil Nehrine bırakılışından bir şekilde onun İsrailoğullarından olduğunu anlamıştı. İşte, İsrailoğullarından bir adamın ortaya çıkıp kıyam etmesi rüyası onu kendine getirmiş ve tahtını devirmemesi için adamlarından onu öldürmelerini istemişti.

Fir’avn’a dalkavukluk eden saray erbabı küçük bebeği katletmesi için onu cesaretlendiriyorlardı ve “Neden bu bebek diğer bebekler gibi öldürülme kuralından istisna olsun ki?” diyorlardı. Ama çocugu olmayan ve yumuşak kalbi diğer saray eşrafından tamamen farklı olan Asiye bu çocugun sevgisiyle dolmuştu. Yaradanına güvenerekten saraydakilerin bütün bu entrikalarına karşı koydu. Asiye’nin saray mensupları üzerine kazandığı zafer sadece Firavn boyun eğmez bir zorba olduğundan Firavn üzerindeki etkisinden dolayı değildi. Firavnın,  müneccimlerinin İsrailoğullarından bir çocugun kendi tahtını elinden alacağı konusundaki kehanetlerini bildiğinden karısının sözlerinden etkilenmesi mümkün değildi. Şüphesiz ki Asiye’yi destekleyen güç onun imanıydı. Allahu Tealanın ilham etmesiyle de sağduyusunu ve mantığını iyi kullandı ve bebek bizzat Firavnın izniyle Firavnun sarayına kabul edildi. Böylece Musa Asiye’nin doğrudan bakımı ve nezareti altında büyüdü.

Musa Allah tarafından peygamber olarak gönderildiğinde onun dinini ögrendi ve Musa’nın dinini kabul etti. Önceleri imanını gizliyordu. Yıllarca tek Allah’a ibadet etti ve Hz. Musa’nın önderligi altında imanını sürdürdü. Ama nihayet onun sırrı ifşa olunca Firavn sinirinden kudurdu. İlk aşamadaAsiye’nin tek Allah’a inanmasını engellemeye çalıştı. Bu amacı için aklına gelen bütün vasıtalara başvurdu; kah onu tehdit etti, kah büyüleyici teminatlar ve tatlı vaatlerle aklını çelmeye çalisti. Ama ne tehditler ne de vaatler işe yaradı. Asiye’nin ruhu başka birine bağlanmıştı; o, yaratıcısından ve Musa’nın sözlerinden başkasıyla ilgilenmiyordu. Zalim kocasından ne korkuyordu ve ne de Mısır Kraliçesi olmasından hoşnuttu. Kendine yakın yaşayan imtiyazsız ve fakir halkın hislerini anlamak için çevresine ve etrafındaki insanlara derin derin bakıyordu. Firavnın muhteşem sarayı ve içindekilerle bağını koparmış ve kendini zamanının mazlum ve mahrum halklarıyla birleştirmişti. Sadece tek bir şey düşünüyordu: kocasını doğru yola nasıl hidayet edebilirdi, tek olan Allah’a inanmasını nasıl sağlayabilirdi ve zayıf insanlara karşı bu insafsız davranışından onu nasıl vazgeçirebilirdi. Ama Firavn insanların rabbi olduğunu iddia eden ve tüm kainatta ondan üstün biri olmadığını açıkça ilan eden zalim karakterli birisiydi; Musa’nın emirlerine teslim olması ve ilahlık davasından vazgeçmesi düşünülemezdi.

Sonunda karısına iki şeyi teklif etti: ya Musa’nın dinini kabul edip akla gelebilecek her türlü işkenceye hazır olacak ya da kocasını tüm yaratılmışların Rabbi olarak görüp Mısır Kraliçesi olarak mevkisini sürdürecekti.

Asiye birinci seçeneği seçti ve Firavn’ın Musa’nın dininden uzak durma önerisini reddetti. Musa’nın mucizelerini görüp tek Allah’a olan inancını sağlamlaştırmıştı. Firavn’ın bir gün çürüyecek zalim bir hükümdar olduğunu ve hakkın peygamberlerin davetlerinde yattığını anlamıştı. Muhteşem sarayda hayatın bir gün sona ereceğini, buna karşin yüce Allah’ın nimetlerinin sonsuza kadar süreceğini bilmekteydi

Firavn eşini isteklerine boyun eğdiremeyince adamlarına onu yere çivilemelerini ve kızgın güneş altında göğsüne ağır taşlar koymalarını emretti. Ömrünün son anlarında, şehit edilmek üzereyken Asiye rabbiyle konuşmaktaydı. Kur’an-ı kerim onun bu duasını şöyle nakletmektedir:

‘Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.’[7]

Büyük Kuran müfessiri Ayetullah Tabatabai Asiye’nin bu itaatkar ruhunu şöyle tasvir etmektedir: “Birisinin imanı tam olursa onun iç dünyası dış görünüşüyle uyumlu olur; onun kalbi diliyle uyum içinde olur. Böyle kimseler kendilerinin yaptığından başka bir şeyi söylemezler ve (başkalarına) söylediklerinden başkasını da yapmazlar. Allahu Teala bu mümtaz kadının duasından şöyle bahsetmektedir; aslında bu, kendine özgü itaatkarlığının anlaşılır bir sembolüdür. Onun yakarışı, tek olan Allaha tam inancının bayrağı altında doğru yolu bulmuş olan bir kadının, Allah’a ve onun yoluna karşısında olan her şeyi bir kenara bırakan mukaddes bir kadının duasıdır. Allahın işaretleriyle boyanan her şeye kendini vermiştir. İlahi yol karşisında en güçlü bozgunculardan biri sayılan zamanının zorbasına karşı koyup direnmeye kendini mecbur hissetmektedir. Rabbinden kendine cennette bir ev yapmasının ve Firavndan ve zalimler topluluğundan kendisini kurtarmasını istemesinin sebebi budur.

Ve böylece Firavn’ın eşi dünya zevklerinden vazgeçip Allahu Tealanın yanında bulunmayı istemiştir ve Allah ta onu “imanından” dolayı örnek olarak göstermiştir. Aziz İslam peygamberi de onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “İlahi vahye –bir an için dahi olsun- hiç inanmamışlık yapmayan üç kişi vardır: 1-Mü’min Al-i Yasin (Yasin suresinde bahsedilen mümin olan kişi) 2- Ali b. Ebitalib (a.s) 3- Firavn’ın eşi Asiye.” [8]

 



[1] Tahrim,66/11

[2] Taberi, I/300

[3] Naziat 79/24

[4] Zuhruf 43/51

[5] Zuhruf 43/54

[6] Kasas,28/9

[7] Tahrim,66/11

[8] (Şeyh Sadık’ın Hisal’i, cilt 1, sayfa 173)

 

Google

Facebook

  DİĞERLERİ
Hz. Hatice'nin Hz. Peygamber'le (s.a.a) Evlenmeden Önceki Hayatı
Hz. Hatice, şeceresi çok eski tarihlere varan, güzel anıya, üstün ahlâka sahip ve Halil İbrahim'in (a.s) dini olan Hanif dine eğilimli bir aile ortamı
HZ.ZEYNEP’TE VAR OLAN ŞAŞIRTICI ÖZELLİKLER
İlim açısından da bazı dereceler vardır. İlimden maksat ilm’ul-Yakin ve Hakk’ul-Yakin derecelerini kapsayan yakin derecesidir. Bu konu yeri geldiğinde
Hz. Meryem’in Münacatları
“Hiç kimseye muhtaç olmayan bütün hamdlerin biricik merci icraatı ve tecellileriyle hep müstesna güzellikler sergileyen, merhameti, şefkati bol Rabbim
Hz. Fatıma’nın (sa) Gerdanlığının Bereketi
“Selam olsun size ey Peygamberin Ehlibeyti, ey meleklerin inip çıktıkları ev ve ey Cebrail-i Emin’in indiği ev!… “
ÜMMÜ ESVED KİMDİR?
HİDAYET MEŞ’ALESİ ÜMM-Ü ESVED
Kerbela'da kadınların konumu
İmam Hüseyin (a.s) öldürüleceğini bildiği halde, niçin ailesini de yanında götürdü? Ayrıca Kerbela kıyamında kadınların konumu ve rolleri neydi? ...
Hz. Hâcer
“Hani İbrahim, babası Âzer’e şöyle demişti: Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” (E
ALLAH RESULÜ'NÜN (S.A.A) DADISI ÜMM-Ü EYMEN'İN KISACA HAYATI
Asıl ismi "Bereket" olan Ümm-ü Eymen, Sa'lebe b. Amr'ın kızıdır. Zenci ve Habeşistanlı olan bu mübarek kadın, Resulullah'ın dadısı ve hizmetçisiydi.
Nesibe
Nesibe, Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.a)’i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemiş
Sude
Tarihte benzeri az bulunan taş yürekli acımasız bir adam olan Muaviye’nin ordu komutan Busr İbn-i Ebi Artat İmam Ali (a.s)’a olan katı düşmanlığıyla ü

n

Hz. Rukayye'nin-s- pak mezarı - Şam

n

ÜMM-Ü SELİM'İN İBRETLİ ÖYKÜSÜ

n

Hz. Fatıma'nın vefatı

n

PEYGAMBER (S.A.A) NİÇİN BİRDEN FAZLA KADINLA EVLENMİŞTİR?

n

Hz. Zeyneb'in Yezid'in Sarayındaki Konuşması

n

HZ. ZEYNEB’İN (S.A) ŞAHSİYETİ VE FAZİLETLERİ

n

YÜRÜYEN AYET ZEYNEP

n

HZ FATIMA (SA)'IN LAKAPLARINDAN BETÜL VE ÜMMÜ EBİHANIN MANASI

n

HZ FATIMANIN BAZI KERAMETLERI

n

HZ ZEHRA NIN İSMİ KÜNYESİ VE LAKABI

n

HZ ZEHRA(SA); İNSANLIK VE İDEAL TOPLUMUN PUSULASIDIR 1

n

İMAM SECCAD (AS)'IN ANNESİ ŞEHRUBANU DEĞİL MİDİR?

n

HZ ZEHRA (SA)´ IN ŞAHSİYET VE ÜSTÜNLÜK YÖNLERİ

n

Hz. Ali'nin Kızı Ümmü Gülsüm'le Ömer Evlendi mi?

n

HZ. FATIMA'NIN (s.a) KIYAMET GÜNÜ HAŞROLUP SIRAT'TAN GEÇMESİ

n

Hz.Fatımat'üz Zehra'dan Gaybi Haberler

n

Peygamber'e İman Eden İlk Kadın : Hz. Hatice ( s.a )

n

Kadının Konumu Hakkında Tarihe Yeniden Bakış

n

HZ. MERYEM’İN MAKAMININ YÜKSELMESİNE NEDEN OLAN ŞEY NEDİR?

n

HZ MERYEM (SA) VE ANNESİ

n

Hz Fatıma (s.a)

n

HZ ZEYNEBİN (SA) GÜÇLÜ İMANI

n

MUSİBETLER ANASI HZ. ZEYNEB (sa)

n

UMMU HABİBE

n

İMAM RIZA (AS.) VE HZ. MASUME (SA)'IN TÜRBESİNDE

n

Hz. Fatıma (a.s), Cihadı

n

Hz Fatıma (s.a)'nın Çocuk Egitmesi

n

Hz. Fatıma (s.a) 'nın Kocasına Hizmeti

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 3. Bölüm

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 2.BÖLÜM

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 1. Bölüm

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- GİRİŞ

n

Resulullah'ın İkinci Eşi Sevde Binti Zem'a

n

Rukayye Bintü’l-Hüseyin

n

Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hz. Fatıma (s.a) Hakkındaki Sözü

n

HZ. FATlMA (S.A) HZ. MEHDİ’NİN GELECEĞİNİ HABER VERMİŞTİR

n

İMAM HÜSEYİN (A.S)'NİN KIZI FATIMA'NIN HUTBESİ

n

EY YEZİD !! -- HZ. ZEYNEB'in Hutbesi --

n

Hz. Zeynep'in Kufe Halkına Hutbesi

n

Hz. Zeynebi Anarken

n

Hz. Meryem ve Annesi

n

HZ. HACER

n

FATIMA bint HASAN (imam Seccad as.'ın eşi)

n

İmam Kazım (as)’ın Annesi Hamide

n

BİHAR'DAN Hz. NERGİS' İN HİKAYESİ (GİZLİ GÖREV)

n

Hz. NERGİS (sa)'nın LAKAPLARI

n

ESMA BİNTU UMEYS

n

UMMU EYMEN (Resulullah saa.'ın dadısı)

n

ZEYNEP BİNTU CAHŞ ve HZ. RESULULLAH (SAA) İLE EVLİLİĞİ

n

ŞEHİDLERİN ANNESİ; HANSA
 YAZARLAR
ARZU ÇETİNKAYA

İNSAN OLMAK
Canan TÜRKYILMAZ

AŞKIN SECDESİ
HASİBE YEŞİL

İMAM HUMEYNİ NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Muhsin SOLHAN

İslam’ın Öngördüğü Aile Düzeni
Özlem SEVİLMİŞ

Hayata Dair Yeni Bir Adım “Üniversiteler”
Masume ZULFİKAR

BİR VAKIA DAHA
MERZİYE HAKLI

ÇOCUKLARDA RİYA
 GENÇ KALEMLER
 KONUK YAZARLAR
Mustafa Kemal TAŞPINAR
TOPLUMUN DİREKLERI KADINLARIMIZ
Metin ATEŞ
GÖNLÜMÜN SAHİBİ YA ALİ (A.S)
 ALNTI YAZARLAR
Abbas Kazimi
Çocuk Terbiyesi
Murtaza Akbulut
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.a)
Betül HANZALA
HAMAS VE ZAVALLILIĞIN TABLOSU‏
  SİZDEN GELENLER
yar fatıma - 25-04-2012 / Türkiye / izmir
selamun aleykum emeginize saglık rabbım bu kadar anlamlı musluman bayanların (mumin bır bayanın ) ogrenmesı dusunce payının bulunması gereken konul
zehra - 09-02-2012 / Türkiye / ığdır
Bismillah. Selamun aleykum. Güzel bir site emeği geçenlerden Allah razı olsun...
serdar ak - 30-11-2011 / Türkiye / istanbul
kadın konusunda böyle doyurucu ve çok kapsamlı bir siteye ilk defa rastladım hangi konuya girdiysem doyurucu ve bol bol yazı gördüm rabbimden daha
özlem akdoğan - 10-08-2011 / Türkiye / istanbul
hazırlamış olduğunuz şeylerin hepsi birbirinden anlamlı emeği geçen herkezden ALLAH razı olsun
MULTIMEDIA
ANKET  
FOTO GALERİ  
Hz Fatıma (sa)
ÇOK İZLENENLER
Sen Sultansın
Ya Fatıma
Ya Fatıma
EHLİBEYT TAKVİMİ
SAAT - TAKVİM

Copyright © 2010 Rast Kadın
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz