Kullanıcı Adı : Şifre : Kayıt Ol Şifremi Unuttum
GÜNCEL
GÜNCEL
İSLAM’DA KADIN
EHLİBEYT AÇISINDAN KADIN
KURAN AÇISINDAN KADIN
MEHDEVİYET GÖLGESİNDE KADIN
VELAYET PENCERESİNDE KADIN
FIKIHTA KADIN
HİCAP
HAYIZ
EVLİLİK
BOŞANMA
ÇOCUK ALDIRMA
MİRAS
TOPLUMDA KADIN
ÇOCUK EĞİTİMİ
AİLEDE KADIN
KADININ ÇALIŞMASI
TARİHTE KADIN
İMAN İNCİLERİ
LANETLENMİŞ KADINLAR
YAKIN TARİHTE KADIN
DİĞER DİNLERDE KADIN
KADININ KONUMU
İSLAMİ OLMAYAN TOPLUMLARDAKİ KADIN SORUNLARI
KADIN VE KÜLTÜR
KADIN VE SANAT
MAKALELER
ŞİİRLER
KÜTÜPHANE
KÜTÜPHANE
MEDYA
MEDYA
HANIM ELİ
SÜS VE GÜZELLİK
PRATİK BİLGİLER
YEMEK TARİFLERİ
KADIN VE SAĞLIK
KADIN HASTALIKLARI
HAMİLELİK DÖNEMİ
ÇOCUK GELİŞİMİ
DOĞADAKİ ŞİFA
SÖYLEŞİLER
SÖYLEŞİLER
KUR'AN I KERİM MEALİ
LİNKLER
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
On4 Tv
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU
ISTANBUL
NAMAZ VAKİTLERİ
EY YEZİD !! -- HZ. ZEYNEB'in Hutbesi --
30-01-2012 06:32
'Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı kötü bir azapla cezalandıracağız.' (E'nam: 157)

“Her şeyi bilen, her şeyi yaratan Allah'ın adıyla… Allah'ın selamı Resullerin güvencesi olan dedemin üzerinden eksik olmasın.

Allah aynen şöyle diyor: “Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı kötü bir azapla cezalandıracağız.” (E'nam: 157)

Ey Yezid!

Bizi aç ve sefil bıraktığına, bizim varlığımızı tehlikeye soktuğuna mı inanıyorsun gerçekten? Bağlanmış ve zincire vurulmuş halimizle huzurunda bizi el pençe divan durdurmakla bizi zavallı tutsaklar durumuna düşürdüğüne ya da bu yolla bizim üstümüzde egemnlik kurduğuna mı inanıyorsun?

Allah katında bizim itibarımızı yitirdiğimizi, gözden düştüğümüzü, buna karşılık sizin de yüceldiğinizi, şereflendirildiğinizi mi düşünüyorsun? Sizin dış görünüşteki başarınızın yüce şerefinizden ya da üstün konumunuzdan ileri geldiğini mi sanıyorsun? Kibirli ve basiretsiz kılığına bakmadan buna mı dikmişsin gözünü? Dünya âlemi elde ettiğine, bütün cihan üstünde nüfuz sahibi olduğuna mı inanmaya başladın yoksa? Dalavere işlerinizin düzlüğe çıktığını ve kendini ülkenin efendisi, devletin de yöneticisi olduğunu mu sanıyorsun?

Bekle, bekle… Cahilin cühelanın aklını çeliyorsun. Allah'ın 'inkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz sürenin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye süre veriyoruz Küçültücü azab onlaradır' (Âl-i İmran: 178) diyen buyruğunu nasıl da unutursun?

Ey Âzâd edilmiş kölelerin zürriyetinden olan!…

Sizin kadınlarınız perdelerin arkasında saklanacak da, Resûlullah'ın kızları, onlar hep tutsak edilecek ve pazar pazar, kapı kapı dolaştırılıp halka teşhir edilecek öyle mi? Bu mu sizin adaletiniz? Bizim hicaplarımızı açtırmakla Resûlullah'ın Ehl-i Beyt'inin masumiyetini gerçekten ayaklar altına düşürdün.

Senin kaprislerin yüzünden kent kent dolaştırıldık. Dağlarda yaşayanların, yol kıyılarında, Pınar başlarında çadır açanlarıyla varlıklısıyla, yoksuluyla, şereflisiyle, yaşlısıyla genciyle herkes, binbir çeşit insan, uzak demeden, yakın demeden bizi seyretti.

Eli iş tutan bir erkeğimiz yok ki yardıma gelsin, bir yakınımız yok ki imdada yetişsin.

Yezid!…

Bu yaptıklarında Allah'a karşı kibirlilik davası güttüğünü en kesin biçimde kanıtladın. O'nun Rasulü'nü tanımamak. Kutsal Kitab'ın ilkelerini ve Allah'ın Resul'üne indirdiği öğretiyi reddetmek… Ama bunlar ne diye garip karşılanacakmış ve ne diye şaşırtacakmış?

Kutlu bir soydan gelen ve Resûlullah'ın mübarek kurultayında terbiye gören ilk İslâm şehidlerinin (Örneğin Hz. Hamza'nın) ciğerlerini dişleriyle yiyenlerin soyundan gelen birisi değil misin sen? Senin ataların değil midir ordular hazırlayıp da bizzat Resûlullah'ın kendisine kılıç çekenler? Böylesi adamların torunlarının zulümde, hilede ihanette, fitneye ve fesada yol açmakta, Allah'a ve O'nun Resûlü'ne karşı girişilen her hareketin başını çekmekte Araplar içerisinde şöhret bulmaları oldukça doğaldır. Şunu bil ki senin bu âdi, bu iğrenç, bu pis hareketlerin, sizin ruhunuza işlemiş olan inançsızlığınızın tâ Bedir Savaşı'ndan beridir kalbinizde alev alev yanan intikam hırsının dışa vurmasından başka bir şey değildir.

Bize karşı kin, garez ve intikam beslersin, Resûlullah'ın Ehl-i Beyt'ine karşı olan düşmanlığını açıkça ilan etmekten de çekinmezsin. Sen Resulullah'ı hiçe sayarsın ve damlara çıkıp göğsünü gere gere, övünerek haykırırsın, dersin ki, “Bana Yezid derler, Resûlullah'ın oğlunun katili ve kasabı benim. Aile bireylerini tutsak eden benim.” Sen yaparsın bunu; sence bunun kötü bir yanı yoktur asla… Senin bu şeytanî başarını ataların görebilseydiler, atılırlardı hemen ve 'Aferin sana Yezid. Bileğine kuvvet, intikamımızı iyi aldın' diyerek sana cesaret verirlerdi.

Yezid!

Şu meclisin huzurunda zevkten dört köşe olarak ve ağzın kulaklarına değerek, elinde asayla Ebu Abdullah el-Hüseyiri'in dişlerine vuruyorsun. O dişlerin, o dudakların Resülullah'ın öpüp sevdiği dişler ve dudaklar olduğunu biliyor musun bari? Yemin ederim ki güzellikte Gençliğin Efendisi'ni, Resülullah'ın ve Ali'nin oğlunu, Abdulmuttalib sülalesinin nur saçan tek ışığını söndürmekle bizi derin bir eleme boğdun.

Yezid!

Otur da kendini dinle bir an. Son derece menfur ve dehşet verici olan şu işlerini şöyle bir gözlerinin önünden geçirmen bile kollarının bileklerinden kesilmesini candan istemene ya da anandan doğduğuna pişman olmana yetecektir, çünkü düşünürsen bir an, Allah'ın sana karşı gazaplandığını ve Resülullah'ın sana düşman kesildiğini kavrarsın.

Ey yüce Allah'ım!… Hakkımızı bize geri ver. Bize zulmedenlerden intikamımızı al ve kanımıza girenlerin, yeminlerini bozanların, bütün erkeklerimizi kılıçtan geçirenlerin ve masumiyetimizi kirletenlerin başlarına gazap yağdır.

Ey Yezid!

Sen ancak sizin o sulanmış kuş beyinlerinizin düşünebileceği bir şey işledin. Ama unutma ki, bu suçu işlemekle kendi derinizi dilmiş, kendi etinizi parça parça etmiş oldun. Gerçekten çok kısa bir zaman sonra bu büyük günahınla birlikte, varisinin kanları henüz ellerinden silinmemiş olarak Resülullah'ın huzurunda bulacaksın kendini. Onların şereflerine ve manevî makamlarına karşı işlediğin suçlar da cabası. Bütün Peygamber sülalesinin bir araya toplanacağı ve onların düşmanlarına hüküm biçileceği bir zamandır bu zaman.

Yezid!

Bu vahşi azgınlığın günahı üstüne, bu katliam üstüne cümbüş yapma. Canlarım hak yolda sebil edenlerin, Allah'ın şanı uğrunda kurban olanların öldüğünü sanmayasın sakın. Hayır, onlar diridirler. Allah'tan gıdalarını aktadırlar. Onlar, yaratıcıları tarafından kendilerine bağışlanan yüce şehadetin kutsallığıyla mest olmuşlardır.

Senin defterini dürmek için yalnızca Allah yeterlidir; davacınsa Resülullah olacaktır; ve sana karşı bizim yardımcımız, koruyucumuz da Cebrail olacaktır. Seni devlete başkan yapanlar ve Müslümanların sırtına zorba saltanatını yükletenler çok geçmeden görecekler başlarına nelerin geldiğini. Mezalimin meyvesi ancak nefrettir ve her taşkınlığın ardında bir acı yatar, içinizden hanginiz fark edebilirsiniz, kimin azıttığını, kimin sapıttığını?

Ey Yezid!…

Konuşmam sırasında bütün kötülüklerini sayıp döktüm, gelecekte seni nelerin beklediğini tüm berraklığıyla ortaya sererek yaptıklarına lanet okudum. Müslümanları facialarla bunaltıp onların gönlünde onulmaz yaralar açtığından dolayı bir anlık pişmanlık duyacağını ummak boşunadır. Bunu düşünmek bir hayalden ibarettir; çünkü sen kalpleri katılaşmış; fıtrattan kokuşmuş, tipleri bozulmuş olanların ve varlıkları hem Allah'ın hem de Resulünün gözünde hiç bir değer taşımayanların takınmadansın. Senin gibilerin kalbine şeytan yuva yapmıştır da murdar yumurtalarını hep oraya yığıp durmaktadır. Gerçekten de senin karakterin Şeytanın en çirkin eserlerindendir.

Resullerin torunlarının ve Resullerin varislerinin ve ihlâslı insanların, alçak kölelerin ve hainlerin ve münkirlerin torunları tarafından kılıçtan geçirildiğini gördükçe, bunların ellerinin onların kanıyla boyandığını gördükçe, doğrusu insanın küçük dilini yutası geliyor.

Onların kutsal ve pak bedenlerinin oklarla delik deşik edilişlerini, ateş gibi kumların üzerine seriliverişlerini, linç edilmiş halleriyle oracıkta kabirsiz ve gömülmemiş olarak terk edilişlerini düşünmek ne kadar zor geliyor insana…

Yezid!

Bu aşikâr kepazelikleri hala savunacak kadar körsün. Unutma ki, Duruşma Günü'nde bu kepazeliklerin cezasını mutlaka çekeceksin. Allah, kullarına asla zulmetmez, biz ancak O'na dayanmaktayız. O'na inanmaktayız. Bizi korumaya Allah tek basma yetecektir; tek sığmağımız O'dur bizim, bütün umudumuz O nadir.

Gerçek çehreni saklamak istediğin için istediğin kadar hileye başvur. Kitabını bize indiren Allah üzerine yemin ederim ki, siz bizim sahip olduğumuz şeref ve mertebeye asla ulaşamayacaksınız. Ne bize bırakılan mirası ortadan kaldırmaya, bizim ışığımızı söndürmeye gücün yetecek, ne de bize karşı giriştiğin iğrenç ve alçakça hareketlerinle kendi hesabınıza kaydettiğiniz rezaletleri silip yok etmeye gücün yetecektir.”

Konuşmasının burasında susar Zeyneb… Meclistekiler de, Yezid ve çevresinde bulunanlar, sanki kafalarında kuş oturmuşçasına hareket etmeksizin susuyorlardı. Meclis'te oturanlardan birisi, yaşlı bir adam, Yezid'in hala, elindeki değnekle Hz. Hüseyin'in kanlı başıyla ve dişleriyle oynadığını görünce bağırdı:

“Yezid, Allah'tan kork, senin bu ağaçla vurduğun yeri ben defalarca Hz. Peygamberin koklayıp öptüğünü gördüm. Öteki Dünyada O'nun şefaatçisi Hz. Peygamber olacak. Senin ki de İbn-i Ziyad, bunu bil.”

Canı iyice sıkılmış olan Yezid adamlarına bu adamı Meclis'ten atmalarını buyurdu. Zeyneb'in konuşmalarına bozulmuştu Yezid. Çevredeki havanın değiştiğini de hissediyordu. O sırada Ali İbn-i Hüseyin'i zincirlere vurulmuş halde içeriye getirdiler. Ali haykırdı:

“Eğer Allah'ın Resulü beni böyle zincirlere vurulmuş görseydi, hemen serbest bırakılmamı isterdi.”

Yezid, aklı hâlâ Zeyneb'in konuştuklarına takılı cevapladı:

“Doğru söylüyorsun.”

Ve Eli ibn-i Hüseyin'in zincirlerinin çıkarılmasını emretti. O'nu yanına çağırdı, sonra;

“Ey Hüseyin'in oğlu!

Görüyorsun ki, baban ailelerimiz arasındaki bağı iyice kopardı ve bana ait hakları tanımamakta direndi. Benim hükümetime karşı savaş açtı ve bunun için de Allah O'na gördüğün sonu hazırladı.”

Ali İbn-i Hüseyin de:

“Biz hükmü yerde ve gökte câri olan ilâhî kazadan başka bir şey görmedik.”

Yezid:

“Sen, Allah tarafından öldürülenin oğlusun” diyerek, tıpkı Ibn-i Ziyâd gibi suçunu Allah'ın iradesine yıkmak istedi. Ali İbn-i Hüseyin yine karşı çıktı ve dedi ki:

“Ben, senin tarafından zulümle öldürülenin oğluyum.”

Yezid bir an ne diyeceğini şaşırdıysa da, Ali İbn-i Hüseyin'in yanında susarak etrafındakilere küçük düşmek istemediği için aklına gelen bir Ayet-i Kerime ile karşılık vermek istedi hemen:

“De ki: Allah'ım, hükümranlık Senin içindir. Dilediğine verirsin hükümranlığını ve dilediğinden alırsın.” (Kur'an-ı Kerîm)

Ancak hemen susmak zorunda kaldı Yezid… Çünkü içeriden kadınların ağlayışları, feryatları geliyor, bunlar gittikçe yükselerek kulakları tırmalıyordu. Toplantının fazla uzaması mümkün değildi.

Zaferim ve üstünlüğünü kutlamak için etrafına topladığı adamları nasıl dağıtacağını bilemedi Yezid. Ezici askerî başarısı olarak göstermek istediği olay gittikçe kendi aleyhine dönüşmekteydi.

Halk vicdan azabı duyuyor, Hz. Hüseyin'in başına gelenlerden dolayı kendilerini sorumlu tutuyor ve bu olayın baş müsebbibi olarak gördükleri Yezid'e karşı bir tavır almaya doğru gidiyordu.

Muaviye'nin yakınmalarından, o günlerde gerek Küfe, gerek Şam ve öteki şehirlerde Hz. Hüseyin'in başına gelenlere ağlamayanın kalmadığı söylenir nitekim. Üç gün sürdürülür bu yas.

Yezid, olayın geniş boyutlara ulaşmasının önüne geçmek ister ve esirler kervanını Medine'ye göndermek için harekete geçer. Bu sırada Yezid'in duygularının nasıl olduğunu kestirmek zor.

Ancak Yezid'in esirler kafilesi yola çıkmadan önce Ali îbn-i Hüseyin'e, söylediği şu sözler dikkate değer:

“Allah Mercane'nin oğluna lanet etsin. Allah'a yemin ederim ki babanın karşısında ben olsaydım, her ne isteseydi verirdim O'na ve bütün gücümle ölümü O'ndan uzaklaştırmaya çalışırdım.

Keşke çocuklarımın bazıları ölseydiler bunun için… Ama bil ki bunların hepsi Allah'ın istekleri doğrultusunda olmuştur.” Ve ekler Yezid; “Benden her ne istersen, çekinmeden isteyebilirsin.”

Ne isteyebilirdi Ali îbn-i Hüseyin? Babasının, kardeşlerinin, yakınlarının geri gelmesi mümkün müydü? O isteyeceklerini ancak Allah'tan isteyebilir ve bunun için dua ederek Allah yolunda çalışarak ferahlayabilirdi artık.

Dünyevi herhangi bir dilek kandıramazdı çocuk ruhunun açlığını, susuzluğunu. Yezid de bunu biliyordu ya, karşısında gittikçe büyüyecek bir muhalefet cephesine şimdiden dostça yaklaşmak mı istiyordu, kim bilir?

Sözleri bir bakıma pişmanlığını ifade ediyordu ama, halkın büyüyen öfkesi karşısında bir uzlaşma sağlama umudu da olabilirdi onu böylesine konuşturan.

Esirler kafilesi Medine'ye doğru yol alırken, Yezid evine yollanıyor ve kulaklarında Zeyneb'in sözleri çınlıyordu hala… Bu sözler, etrafını çeviren dalkavukların ona yaptığı tüm işleri haklı gösteren riyakârlıklarından öte bir gerçeği yansıtıyordu.

Artık Yezid de anlıyordu sonuna değin dilediğince ve ölçüsüz davranmasının mümkün olamayacağını.

Şam'da, Yezid'in camide düzenlediği toplantıda Kerbelâ cephesinin ikinci mücadelesi başarıyla sona ermişti. Yezid'in gönlüne kuşku düşmüş, bu kuşku O'nu, dilediğince davranma hususunda tedirgin etmiş, esirler kafilesi,

Zeyneb ile Ali başkanlığında yeni bir yolculuğa, yeni mücadelelere doğru yola çıkmıştı. Bir başlangıçtı Kerbelâ ve son bulmayacaktı yankıları…  

 

Google

Facebook

  DİĞERLERİ
Hz. Hatice'nin Hz. Peygamber'le (s.a.a) Evlenmeden Önceki Hayatı
Hz. Hatice, şeceresi çok eski tarihlere varan, güzel anıya, üstün ahlâka sahip ve Halil İbrahim'in (a.s) dini olan Hanif dine eğilimli bir aile ortamı
HZ.ZEYNEP’TE VAR OLAN ŞAŞIRTICI ÖZELLİKLER
İlim açısından da bazı dereceler vardır. İlimden maksat ilm’ul-Yakin ve Hakk’ul-Yakin derecelerini kapsayan yakin derecesidir. Bu konu yeri geldiğinde
Hz. Meryem’in Münacatları
“Hiç kimseye muhtaç olmayan bütün hamdlerin biricik merci icraatı ve tecellileriyle hep müstesna güzellikler sergileyen, merhameti, şefkati bol Rabbim
Hz. Fatıma’nın (sa) Gerdanlığının Bereketi
“Selam olsun size ey Peygamberin Ehlibeyti, ey meleklerin inip çıktıkları ev ve ey Cebrail-i Emin’in indiği ev!… “
ÜMMÜ ESVED KİMDİR?
HİDAYET MEŞ’ALESİ ÜMM-Ü ESVED
Kerbela'da kadınların konumu
İmam Hüseyin (a.s) öldürüleceğini bildiği halde, niçin ailesini de yanında götürdü? Ayrıca Kerbela kıyamında kadınların konumu ve rolleri neydi? ...
Hz. Hâcer
“Hani İbrahim, babası Âzer’e şöyle demişti: Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” (E
ALLAH RESULÜ'NÜN (S.A.A) DADISI ÜMM-Ü EYMEN'İN KISACA HAYATI
Asıl ismi "Bereket" olan Ümm-ü Eymen, Sa'lebe b. Amr'ın kızıdır. Zenci ve Habeşistanlı olan bu mübarek kadın, Resulullah'ın dadısı ve hizmetçisiydi.
Nesibe
Nesibe, Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.a)’i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemiş
Sude
Tarihte benzeri az bulunan taş yürekli acımasız bir adam olan Muaviye’nin ordu komutan Busr İbn-i Ebi Artat İmam Ali (a.s)’a olan katı düşmanlığıyla ü

n

Hz. Rukayye'nin-s- pak mezarı - Şam

n

ÜMM-Ü SELİM'İN İBRETLİ ÖYKÜSÜ

n

Hz. Fatıma'nın vefatı

n

PEYGAMBER (S.A.A) NİÇİN BİRDEN FAZLA KADINLA EVLENMİŞTİR?

n

Hz. Zeyneb'in Yezid'in Sarayındaki Konuşması

n

HZ. ZEYNEB’İN (S.A) ŞAHSİYETİ VE FAZİLETLERİ

n

YÜRÜYEN AYET ZEYNEP

n

HZ FATIMA (SA)'IN LAKAPLARINDAN BETÜL VE ÜMMÜ EBİHANIN MANASI

n

HZ FATIMANIN BAZI KERAMETLERI

n

HZ ZEHRA NIN İSMİ KÜNYESİ VE LAKABI

n

HZ ZEHRA(SA); İNSANLIK VE İDEAL TOPLUMUN PUSULASIDIR 1

n

İMAM SECCAD (AS)'IN ANNESİ ŞEHRUBANU DEĞİL MİDİR?

n

HZ ZEHRA (SA)´ IN ŞAHSİYET VE ÜSTÜNLÜK YÖNLERİ

n

Hz. Ali'nin Kızı Ümmü Gülsüm'le Ömer Evlendi mi?

n

HZ. FATIMA'NIN (s.a) KIYAMET GÜNÜ HAŞROLUP SIRAT'TAN GEÇMESİ

n

Hz.Fatımat'üz Zehra'dan Gaybi Haberler

n

Peygamber'e İman Eden İlk Kadın : Hz. Hatice ( s.a )

n

Kadının Konumu Hakkında Tarihe Yeniden Bakış

n

HZ. MERYEM’İN MAKAMININ YÜKSELMESİNE NEDEN OLAN ŞEY NEDİR?

n

HZ MERYEM (SA) VE ANNESİ

n

Hz Fatıma (s.a)

n

HZ ZEYNEBİN (SA) GÜÇLÜ İMANI

n

MUSİBETLER ANASI HZ. ZEYNEB (sa)

n

UMMU HABİBE

n

İMAM RIZA (AS.) VE HZ. MASUME (SA)'IN TÜRBESİNDE

n

Hz. Fatıma (a.s), Cihadı

n

Hz Fatıma (s.a)'nın Çocuk Egitmesi

n

Hz. Fatıma (s.a) 'nın Kocasına Hizmeti

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 3. Bölüm

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 2.BÖLÜM

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- 1. Bölüm

n

Gözümüzün Nuru Hz.Fatıma'nın Şehadeti Anısına--- GİRİŞ

n

Resulullah'ın İkinci Eşi Sevde Binti Zem'a

n

Rukayye Bintü’l-Hüseyin

n

Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hz. Fatıma (s.a) Hakkındaki Sözü

n

HZ. FATlMA (S.A) HZ. MEHDİ’NİN GELECEĞİNİ HABER VERMİŞTİR

n

İMAM HÜSEYİN (A.S)'NİN KIZI FATIMA'NIN HUTBESİ

n

EY YEZİD !! -- HZ. ZEYNEB'in Hutbesi --

n

Hz. Zeynep'in Kufe Halkına Hutbesi

n

Hz. Zeynebi Anarken

n

Hz. Meryem ve Annesi

n

HZ. HACER

n

FATIMA bint HASAN (imam Seccad as.'ın eşi)

n

İmam Kazım (as)’ın Annesi Hamide

n

BİHAR'DAN Hz. NERGİS' İN HİKAYESİ (GİZLİ GÖREV)

n

Hz. NERGİS (sa)'nın LAKAPLARI

n

ESMA BİNTU UMEYS

n

UMMU EYMEN (Resulullah saa.'ın dadısı)

n

ZEYNEP BİNTU CAHŞ ve HZ. RESULULLAH (SAA) İLE EVLİLİĞİ

n

ŞEHİDLERİN ANNESİ; HANSA
 YAZARLAR
ARZU ÇETİNKAYA

İNSAN OLMAK
Canan TÜRKYILMAZ

AŞKIN SECDESİ
HASİBE YEŞİL

İMAM HUMEYNİ NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Muhsin SOLHAN

İslam’ın Öngördüğü Aile Düzeni
Özlem SEVİLMİŞ

Hayata Dair Yeni Bir Adım “Üniversiteler”
Masume ZULFİKAR

BİR VAKIA DAHA
MERZİYE HAKLI

ÇOCUKLARDA RİYA
 GENÇ KALEMLER
 KONUK YAZARLAR
Mustafa Kemal TAŞPINAR
TOPLUMUN DİREKLERI KADINLARIMIZ
Metin ATEŞ
GÖNLÜMÜN SAHİBİ YA ALİ (A.S)
 ALNTI YAZARLAR
Abbas Kazimi
Çocuk Terbiyesi
Murtaza Akbulut
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.a)
Betül HANZALA
HAMAS VE ZAVALLILIĞIN TABLOSU‏
  SİZDEN GELENLER
yar fatıma - 25-04-2012 / Türkiye / izmir
selamun aleykum emeginize saglık rabbım bu kadar anlamlı musluman bayanların (mumin bır bayanın ) ogrenmesı dusunce payının bulunması gereken konul
zehra - 09-02-2012 / Türkiye / ığdır
Bismillah. Selamun aleykum. Güzel bir site emeği geçenlerden Allah razı olsun...
serdar ak - 30-11-2011 / Türkiye / istanbul
kadın konusunda böyle doyurucu ve çok kapsamlı bir siteye ilk defa rastladım hangi konuya girdiysem doyurucu ve bol bol yazı gördüm rabbimden daha
özlem akdoğan - 10-08-2011 / Türkiye / istanbul
hazırlamış olduğunuz şeylerin hepsi birbirinden anlamlı emeği geçen herkezden ALLAH razı olsun
MULTIMEDIA
ANKET  
FOTO GALERİ  
Hz Fatıma (sa)
ÇOK İZLENENLER
Sen Sultansın
Ya Fatıma
Ya Fatıma
EHLİBEYT TAKVİMİ
SAAT - TAKVİM

Copyright © 2010 Rast Kadın
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz